Durun! Hemen çevirmeyin sayfayı…
Bu yazıda size Şakran'ın tarihçesini falan anlatacak değilim.
Bu yazı, 2010 yılında Aliağa'ya gelmiş ve son bir yılında Şakran'a yerleşmiş şahsın "iyi ki” yazısıdır.
***
Yıllardır Aliağa gibi bir sanayi bölgesinin tozunu, kirini, trafiğini, gaz kokusunu çektikten sonra "yaşanmaz buralarda” diyerek başladığım arayışlar neticesinde, uzun bir bekleyişin ardından -ve biraz da dostların yardımıyla- sonunda karınca kararınca yaşayabileceğim ev bulup attım kendimi Şakran'ın meşhur rüzgarlı mevsimine…
İlk başta hayal kırıklıklarıyla başlasa da macera, sonu mutlu bitecek bir hikaye bu.
Ne mi o hayal kırıklıkları?
Öncelikle modern hayatın gereksinimleri; kanalizasyon, internet, telefon ve doğalgaz yok. Yani Güneydoğu illerinin mezralarında bile kolaylıkla ulaşabileceğiniz yaşam standartları maalesef altyapı yetersizlikleri dolayısıyla elinizden kayıp gidiyor. Zamanla alışıyorsunuz bu duruma ya da alternatif çözümler üretiyorsunuz. Halk da alışmış ve kabullenmiş gibi bu durumu. Hoş, alışmasanız ne yapacaksınız? Gazeteci kimliğinizle açamadığınız kapıları, aşamadığınız bürokrasiyi sade vatandaş nasıl aşsın?..
Neyse…
Kanalizasyon işi belirli periyodlarla getirttiğiniz vidanjörlerle çözülüyor. İnternet ve telefon'da yetkililerden aldığınız "Çok kısa sürede, en geç 2 yıla kadar fiber altyapı gelecek, sabredin” açıklamasının ardından mobil yöntemlerle çeşitli GSM şirketlerine yönelerek derdinize derman buluyorsunuz. Üç beş kuruş fazla çıkıyor cebinizden ama o kadarcık kusur kadı kızında da olur… Doğalgaza sıra gelince zaten "amaaan, şunun şurasında İzmir'de kaç ay kış yaşıyoruz ki” klişesiyle, elektrikli soba ve klima ikilisine cankurtaran olarak başvuruyorsunuz.
***
Bütün bunları hallettikten sonra geriye bir tek ulaşım problemi kalıyor ki, o da devede kulak…
Sabah 6:00'dan akşam 10:00'a kadar çalışan minibüsler her ne kadar yoğun saatlerde 10 dakikada bir servis çıkardıklarını söyleseler de; burası da 'sakin şehir' İzmir'in bir parçası neticede, beklemeye ve bekletilmeye alışıyorsunuz. Hem, kötü ev sahibinin sizi mal sahibi yapması gibi, kötü minibüs kooperatifi de adamı araba sahibi yapabiliyor bu sayede…
***
Diyeceksiniz ki "bu nasıl bir 'iyi ki' yazısıdır arkadaş? Hep şikayet, hep şikayet…”
Kötüleri baştan sıralayalım ki, objektif bir yazı olsun, "iyi ki”lerin değerini daha iyi anlayabilesiniz diye böyle bir girizgah yaptık efendim…
***
Gelelim iyilere…
Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek gerek. Aliağa Belediyesi'nin geçtiğimiz sene tamamlayıp hizmete açtığı Şakran Sahil ve plaj projesi, Şakran'ın hem kaderini, hem bahtını, hem de vizyonunu değiştirdi. Düne kadar sadece Aliağalıların "sayfiye beldesi” olan Şakran, bu proje sayesinde önce İzmirlilerin, sonrasında ise Çanakkale Yolu üzerinden Bergama, Ayvalık vb. giden Egelilerin dikkatini çekmeye başladı.
E doğal olarak değişim, gelişimi de beraberinde getirdi.
Demlik gibi, Bozburun Cafe gibi, Deniz Restaurant gibi kaliteli ama yeterince reklamı yapılmamış yerlerin yanında irili ufaklı yeni mekanlar açılmaya başlandı. Yatırımcıların da dikkatini çeken beldede konut fiyatları katlanırken, eski köy evleri bile artık yok satıyor.
Özellikle bu yaz, gözümle görmesem inanmayacağım şekilde kabuk değiştirmeye başlayan Şakran, yakın gelecekte Ayvalık ve Cunda'nın, orta vadede ise Çeşme ve Alaçatı'nın pabucunu dama atarsa kimse şaşırmasın.
Alaçatı demişken…
Hani Şakran sahilinde yeni açılan mekanlardan bahsettik ya; işte onlardan biri olan Pupa Yelken Cafe Beach'e özel bir yer ayırmak gerek yazımızın tam da burasında.
Güleryüzlü ve hoşsohbet işletmecilerinin, amatör ama sıcakkanlı çalışanlarının yarattığı ve kendinizi evinizde hissettiren ortamdan, plajından, kalitesinden bahsetmeye gerek yok. Gidersiniz, test edip onaylarsınız bir ara…
Ama bu mekanın Şakran'a, sadece Şakran'a değil Aliağa'ya kazandırdığı bir başka özellikten bahsedeceğim size: Yelken…
Bir yamacına da Phokaia Windsurf ve Kürek Sporları Derneği'ni alıp getiren bu cafede hem yelken ve su sporlarının meraklıları kurs görme imkanı buluyor, hem de Şakran'ın adı yavaş yavaş yelken sporlarıyla anılmaya başlıyor. Eğitmen Hakan Hoca'nın dediğine göre, Şakran'ın denizi ve rüzgarı Alaçatı'ya on basarmış… Dolayısıyla, buraların önümüzdeki yıllarda su sporlarının vazgeçilmez cazibe merkezi haline geleceğinden emin Hakan Hoca.
E doğal olarak, siz kumsalda güneşlenirken denizin üstünde süzülen yelkenleri, sörfleri gördüğünüz zaman tatiliniz de daha zevkli hale geliyor.
***
Hazır şu cafe, yiyecek içecek işlerine girmişken sıralayalım bari hepsini…
Şakran'ın tam girişinde, Cezaevine doğru saptığınızda hemen sağ tarafa ayrılan bir toprak yol göreceksiniz. İşte yanılıp da o yola girerseniz, sizi bölgenin en güzel manzarasıyla karşılayacak bir seyir terası karşılıyor. Evet, Demlik Mangal Bahçesi'nden bahsediyorum tabii ki. Çam ağaçları arasında, mavinin ve yeşilin bütün tonlarını bir arada görebileceğiniz bu mekanın sahibi biraz tokgözlü olduğu için, sabah kahvaltı servisini kaldırdı. Ama yiyeceğinizi içeceğinizi alıp burada sadece mangal ve masa kiralayarak bunaldığınız yaz sıcağından ve şehrin keşmekeşinden uzak huzurlu bir gün geçirebilirsiniz. Tabii "yok arkadaş, ben yanımda öyle yiyecek içecek yük edemem” derseniz, et, köfte ve mezelerinin lezzetine de varabilirsiniz; tercih sizin…
Eğer fazla vaktiniz yoksa, cezaevi yoluna sapmadan hemen sağınızda, bir minibüs göreceksiniz. Burada küçük bir mola verirseniz, Hatice Abla'nın maharetli elleri ve müthiş Şakran manzarası eşliğinde hayatınızda yediğiniz en lezzetli balık ekmeği bulabilirsiniz.
Karnınız doyduysa, yoldan aşağı sahile doğru indiğinizde, az önce anlattığım Pupa Yelken Cafe'ye ulaşacaksınız. Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava… Bir iki saat takılmaya gelip, ancak havanın kararmasıyla farkedeceksiniz zamanın nasıl hızlı ve zevkli aktığını…
Hani dedik ya, Belediye çok güzel bir sahil projesi gerçekleştirdi diye… İşte Pupa Yelken'den çıkıp bu yeni ve güzel sahil yolunda yürümeye başladığınızda, kendinizi modern bir Avrupa kentinin kıyı şeridinde hissedeceksiniz. Palmiyeleri, tropikal bitkileri, yaya ve bisiklet yoluyla boylu boyunca uzanan sahili sizi bambaşka bir dünyaya götürecek. Akşam serinliğinde yol boyunca dizilen küçük tezgahlarda hanımların ve gençlerin ürettiği el emeği, göz nuru "incik-boncuk”lar da çok hoşunuza gidecek.
Tam burada karşınıza çıkacak olan Deniz Destaurant'ı gördüğünüzde ancak ne kadar yorulduğunuzun ve acıktığınızın farkına varacaksınız. İsterseniz kıyıda, yer bulabilirseniz denizin ortasında uzanan iskele üzerindeki masalarda bir yandan denizin ve rüzgarın şarkısını dinleyip, bir yandan müthiş mezeler eşliğinde yerli ve milli içkimizi yudumlayabilirsiniz… Çok içmeyin, daha yolumuz var…
Karnınız doyduysa çıkalım yola…
Az ilerde, farklı bitkilerle bezenmiş kent meydanına ulaşacaksınız. Şanslıysanız, o gece için Aliağa Belediyesi'nin ya da İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği konser ya da farklı bir etkinliğe rastlayabilirsiniz. (Bu arada bizim buralarda Ağaband diye bir grubumuz var. Ne yapın edin, canlısını olmasa bile internetten bant kayıtlarını izleyin derim.) Tam burada sırtınızı denize verirseniz, yeni açılmış bir mekana daha rastlayacaksınız. Köftesiyle, mantısıyla, nezih ortamıyla Şakrakeyf'te de yemek yiyebilirsiniz ama, karnımızı doyurduğumuza göre, biz sadece yemek üstü bir Türk kahvesi alalım. Çok yorulduysanız, bu muhteşem manzaraya karşı bir de nargile fokurdatabilirsiniz.
***
Sahil boyunca sıra sıra dizilmiş kafe ve restaurantlardan hepsinde Kuşadası'nı, Çeşme'yi, Antalya'yı, Alanya'yı aratmayacak hizmet ve kaliteyi bulacaksınız. Ama bu kadar anlatmışken, şehrin en uç noktasındaki Bozburun Cafe&Restaurant'ı anlatmadan olmaz…
Aracınıza atlayıp beş dakikalık bir mesafe katetmeyi göze alırsanız, pişman olmazsınız. Kentin son noktasında, Şakran ve Aliağa manzaralı bir plaj, plajın hemen dibindeki restaurant ile size "buralarda böyle yerler varmış da, daha önce niye görmemişiz” dedirtecek cinsten bir mekan…
Sadece akşam serinliğinde bir bira içmek, şehrin ışıklarının denizle oynaşmasını görmek için bile tercih edilecek bir yer Bozburun Restaurant. Hala yemek yemediyseniz, her zaman taze balıkları, meze ve salatalarını tattıktan sonra mutlaka eşinize dostunuza anlatacak, hatta ısrar edip onlarla birlikte tekrar tekrar geleceksiniz.
***
Her şeyi anlattık mı?
Hayır…
Zaten her şeyi anlatmaya kalksak tek sayfa değil, 32 sayfalık özel ek çıkarmamız gerekir. Ama bu kadar şey söylemişken muhtarımızdan, Metin Yıldız'dan bahsetmeden bitmez bu yazı…
Muhtar dediğime bakmayın siz, belediye başkanı gibi çalışır kendisi. Yerli veya yabancı olmanız farketmez; bir sıkıntınız, bir isteğiniz varsa çalın kapısını, çözmeden bırakmaz işin peşini. Kayıp köpeklerden elektrik kesintisine, altyapı şikayetlerinden konaklama ihtiyacınıza kadar her konuda yardımına başvurabilirsiniz. Şakran bu günkü haline geldiyse, muhtarımızın emekleri ve çabası inkar edilemez.
***
İşte böyle…
Biraz gelip bir yaz kalacağınız, en sonunda ayrılırken kendinize satılık ev arayacağınız bir belde burası.
Siz yine de çok fazla kimseye anlatmayın. Zaten anlatsanız da onlar "hadi canım…” diye burun kıvırıp kendilerini turizmin meşhur marka kentlerine, keşmekeşin içine atmayı tercih edecekler…
GazetePoyraz.com Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. 21.04.2026 21:50:33. #1.11
#ŞU AN BURADASINIZ: ŞAKRAN Son dakika merkez haberleri, merkez son dakika haber, merkez son dakika, son dakika merkez, merkez haber sayfamızda merkez haberleri okuyabilir, merkez son dakika haberleri ve güncel merkez gelişmelerini görebilirsiniz.
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

























